ŞEHİRLER PRADA'YI NEDEN SEVER?

Ünlü İtalyan modaevi Prada yeni mağazasını Nişantaşı'nda açtı. Peki, kıyafetlerini yaratırken ultra modern şehir mimarisinden etkilenen Prada, eklektik İstanbul yapılarından neler kapacak?
Delal Aydın
Prada üzerine konuşmak, portakalı tornavidayla kesmeye benzer. Sonuçta hoş bir kokteyl için gerekli portakal suyunu elde etmişsinizdir, ama ortalığı da bir güzel batırmışsınızdır. Eğer her şeyi usulüne göre yapmak istiyorsanız portakalı simetrik ölçülerde bir güzel soymanız sonra da kabuklarından düzgün altıgenler, ikizkenar üçgenler, çok yüzlü üç boyutlu cisimler, çarpı işaretleri, yamuklar ve paralel kenarlar kesmeniz gerekir. Çünkü Prada modaevinde dikilen kıyafetler, farklı kültürel perspektiflere sahip mimari tasarımları andırırlar. Fiziksel, entelektüel ve ruhani bir birikimin, yepyeni bir moda anlayışı oluşturmak üzere birbirine bitiştirilmesinden ibaretlerdir.
Prada'nın birden çok akademik disiplini ilgilendiren tarzının kökenleri, farklı kültürlerin ve mimari akımların iyi incelemesinde yatar. Örneğin bir süredir dünyanın önde gelen mimarlarından Rem Koolhass ve OMA'yla (Office for Metropolitan Architecture) beraber çalışıyor. OMA, Prada'nın ABD'deki iki butiğini tasarladı ve yakın zaman önce Seul'de kurulan ve yuvarlanarak hareket edebilen çok yüzlü, üç boyutlu dev çadır Prada Transformer'ı tamamladı. OMA daha sonra markanın kataloglarına da imzasını attı ve ortaya, butiklerin fiziksel sınırlarını aşmış, moda temalarının grafiklerle anlatıldığı yepyeni bir görsel tasarım harikası çıktı. Bu açıdan bakıldığında Prada'nın, iletişim çağının getirdiği bütün kolaylıkları kullanarak, disiplinler arası farkları erittiğini ve bu açıdan moda dünyasında bir örnek teşkil ettiğini söyleyebiliriz.
Bu yüzden Prada'nın İstanbul'da bir mağaza açacağını öğrenince, insanın aklına gelen ilk soru minareleri, kubbeleri, ahşap köşkleri, 1950'li ve 1960'lı yıllardan kalma kendine özgü binaları, bir moda dergisini andıran Nişantaşı mahallesiyle, İstanbul'un Prada üzerindeki etkisinin nasıl olacağı üzerinde yoğunlaşıyor. Aslında bunun için markanın Nişantaşı'ndaki Abdi İpekçi Caddesi'nde açtığı ilk mağazanın dekoruna bakmak bile yeterli. 1000 metrekare üzerine oturtulan mağaza, şehirdeki en büyük lüks butiklerden biri. İtalyan mimar Roberto Bachiocchi'nin tasarladığı mağazanın iki girişi ve padişahlara özgü simsiyah mermerden bir cephesi var. Kadın koleksiyonunun sergilendiği bölüm çelik ve fildişi renginde sahtiyan derisinden mobilyalarla döşenmiş. Erkek koleksiyonunun durduğu bölümde ise gül ağacı ve çelik öne çıkıyor. Baharat pırıltıları saçan bronz renkli aynalarla çevrilmiş merdivenler siyah mermerden. Farklı bölümler arasında dengeli bir görsel bütünlük yaratmak için bej, açık yeşil tonları ve buğday rengi tercih edilmiş. Tüm bunlar bize gösteriyor ki Prada, butiklerinin kendine özgü elementlerini, eski İpek Yolu'nun en büyük vahalarından biri olan İstanbul'da baharatlar ve lokumlarla birleştirmiş. Burasını, lüksün fısıltılar halinde dolaştığı bir moda tapınağı haline getirmiş.
GİYİNMEK DÜŞÜNMEKTİR
Prada, her daim zekice düşünülmüş, şekil değiştirebilen, kendine özgü, müstehcen ve şaşırtıcı. Bu yüzden markanın sonbahar/kış ve ilkbahar/yaz koleksiyonlarını anlamak için, bazen belli başlı felsefi konular üzerine düşünmeniz gerekebiliyor. İşte, insanı giyinirken düşünmeye itme gücü sayesinde modayı sevmeyenler bile Prada'yı sevebiliyor. Belki de Prada isminin, başrolünde Meryl Streep'in oynadığı 'Şeytan Marka Giyer' filminden çocuk edebiyatına kadar her yerde karşımıza çıkmasının nedeni, moda dünyasının dışında başka dünyaları da temsil etmesinde saklı. Ve belki de bunun tek nedeni, şirketin başındaki Miuccia Prada'nın renkli kişiliği. Bir dönem aktif bir komünist olan, siyasi bilimler bölümünde doktora yapan ve Milano'daki Teatro Piccolo'da pandomim yaparak hayatını kazanan bu güçlü kadın, zamanı geldiğinde ailesinin üzeri toz bürümüş şirketini alıp hünerli ellerinde lüks bir markaya dönüştürmeyi başarıyor. 1980'li yıllarda lüks sırt çantaları, naylondan siyah el çantalarıyla markayı yeniden hayata döndürüyor. Özellikle siyah naylon çanta büyük başarı sağlıyor ve Jerry Hall'ün bir numaralı tercihi oluyor. 1990'lı yılların moda akımlarını çok iyi değerlendirerek, Uma Thurman'dan Scarlett Johansson'a kadar birçok yıldızın kırmızı halıdaki tercihi haline geliyor. Bugün Miuccia hâlâ çocukluğunun geçtiği evde oturuyor ve birkaç arkadaşı var. Her sezon kendi kişiliğini yansıtan ve kendi içgüdülerinin ürünü olan koleksiyonlarını Milano podyumlarında sergiliyor. Ekonomik krizlere karşı durabilmesiyle gücün ve kararlılığın sembolü olarak anılıyor.
BURJUVAZİNİN GİZLİ ÇEKİCİLİĞİ
Her şey 1913 yılında Prada biraderlerin, Fratelli Prada adıyla Milano'da iki deri mağazası açmasıyla başlıyor. Çin'den balık pulları satın alıyorlar; Hindistan'dan bambu sapları ve kaplumbağa kabukları, Bohemya'dan kristaller, İngiltere'den gümüşler. Bunlarla ayakkabılar, deri çantalar ve valizler imal ediyorlar. 1970'lere kadar işler düşündüklerinden de iyi gidiyor. Ancak daha sonra piyasaya giren Gucci ve Hermes gibi markalar Prada'yı iflasın eşiğine sürüklüyor. Prada biraderlerden Mario'nun torunu Miuccia Bianchi Prada, kocası Patrizio Bertelli'nin yardımlarıyla 1978'de firmayı devralarak pazara yönelik deri malzemeler tasarlamaya başlıyor. 1989 yılında ise çantalar, ayakkabılar ve valizler dışında kıyafet tasarımı işine de giriyor. İlk koleksiyonu, 1970'lerin minimalist bir şekilde yeniden doğuşu oluyor. İspanyol paça pantolonlar ve köylü bluzları, hippi fırfırlarından arındırılıp nötr tonlarda yeniden hayat buluyor. Ve o günden sonra da resmiyeti yansıtan kısacık pilili etekler, çıplak göğüslere düşen müşkülpesent eşarplar, yakası açılmış hanımefendi bluzları ve yüksek topuklu parlak ayakkabılarla şehrin yukarı kesiminde yaşayan burjuvazinin içinde gizli seksapeli yansıtmaya devam ediyor. Prada dendiğinde akla, 'Gündüz Güzeli' filminde Catherine Deneuve'un canlandırdığı Severine gibi bir kız geliyor. Kendisini seven zengin bir doktorla evli Severine gibi Prada kıyafetlerini giyen kızlar da, yüksek burjuva bir aileden gelmelerine ve resmiyeti ön planda tutmalarına rağmen alttan alta kendi arzularının kölesi olmayı simgeliyorlar. Kıyafetlerle birlikte üzerlerinde buz gibi soğuk bir minimalizm ve ifadesiz bir cinsellik taşıyorlar.
Ancak Prada, her ne kadar tutucu bir marka olsa da, koleksiyonlarında sık sık tehlikeli bölgelerde gezmeyi de ihmal etmiyor. Örneğin 1994'teki şovunun temasını II. Dünya Savaşı Almanya'sı olarak belirliyor. Neo-Nazi müzikler eşliğinde podyuma çıkan mankenler Hitler'in sekreterleri gibi görünüyorlar. Bir başka koleksiyonda ise 40'ların poster kızlarını yansıtıyor ve seksapeli bir sutyen ölçüsü ileri götürüyor.
ÇİÇEK AÇMIŞ GENÇ KIZLAR
Prada, bulup çıkarması zor olsa da, türüne az rastlanan ve bulanık bir güzellik anlayışını vücuda getiriyor ve perili fantezileri çağrıştıran etek ve tişörtlerle zaman zaman çılgınlaşsa da, her zaman ciddiyetini biraz haşince de olsa koruyabiliyor. Bunun en iyi örneklerini markanın 1992 yılında piyasaya sürmeye başladığı gençlere yönelik Miu Miu koleksiyonlarında görüyoruz. Miu Miu aslında Miuccia'nın takma ismi. Prada'nın küçük kız kardeşi sayılabilecek Miu Miu, metalik ışıltılar saçan lameleri, yüksek belli Lolita elbiseleri, sakızları andıran tatlı renkleri, biblolara özgü o sonsuz kırılganlığı, zarafeti ve ergenliğin muğlaklığı ardına saklanmış büyüsüyle şehrin sokaklarını arşınlamaya hazırlanan küçük kurnaz kızlara hitap ediyor. Tabii Miu Miu'yu sadece genç kızlar giymiyor. Her sabah yaşam sevinciyle yataktan kalkan ve karşısına çıkan sorunları gençliğinin kayıtsızlığıyla harmanlayıp etkileyici görünmeyi başaran 20'li ve 30'lu yaşlarındaki herkes Miu Miu'nun hedef kitlesini oluşturuyor.
Markanın yüzü olarak geçtiğimiz sezonlarda Kirsten Dunst, Lindsay Lohan ve Vanessa Paradis'nin ardından son olarak Katie Holmes kullanılmıştı. Markayı tercih eden ünlüler arasında ise Kate Moss, Renee Zellweger, Mischa Barton, Camilla Belle ve Nicole Ritchie'nin adlarını sayabiliriz.
KUMSALLARA TAŞAN BİLİMKURGU
Markanın 2010 İlkbahar/Yaz koleksiyonu geçtiğimiz aylarda Milano Moda Haftası'nda tanıtıldı. Prada'nın son koleksiyonu bir yandan tedirgin, öte yandan usul usul teselli eden bir rüya atmosferine sahip. Avize kristallerinin, ipek gabardinlerin, şifonların ve satenlerin vücuda bağlanmasından meydana gelmiş gibi duran elbiseler, insanın üzerinde, palmiyeler ve ailelerle çıkılan tatillere benzer hatıralar barındırıyor. Kullanılan dondurma renkleri ve dikişler retro bir bilimkurgu filminden fırlamış gibi. Ancak modellerin bozulmuş saçları ve dudaklarından taşmış kırmızı rujları onların stil sahibi küçük çocuklar olduğu izlenimi uyandırıyor. Ayrıca etekler oldukça kısa ve bikini altına benzeyen şortlar Lady Gaga'nın gardırobundan fırlamışa benziyor. Markanın yeni yüzü ise 18 yaşındaki Litvanyalı model Rasa Zukauskaite.
ADI PRADA OLAN BİR KİTAP
Prada, adını dünyanın en ünlü meydanlarındaki billboard'lara yazdırsa da, yeni çıkan kitabıyla oturma odamızdaki sehpalara kadar girmeyi başarıyor. Durun, hemen "Bir bu eksikti!" demeyin. Bu size ne giymenizi, ne zaman giymenizi, nelerle giymenizi söyleyen ve daha önce bu kıyafetleri giymiş ünlülerin paparazzi çekimlerine yer veren bir kitap değil. Prada kitabı şirketin son 30 yılını anlatıyor. Öyle azımsanacak ölçülerde de değil: Tam 708 sayfalık bir tuğla. Markanın simgesi haline gelmiş sahtiyan derisinden kabı olan kitap İç, Dış ve Orta olmak üzere üç bölüme ayrılmış. İç kısımda firmanın tasarım ve üretim aşamalarını olduğu kadar katalog çekimlerini ve podyum fotoğraflarını da görüyoruz. Dış kısım markanın ticaret, sanat, mimari ve film projelerindeki çalışmalarını konu alırken, geri kalanında da 1987'den itibaren kadın ve erkek giyim kampanyalarından fotoğraflar göze çarpıyor. Prada.com adresinde, bazı kitapçılarda ve İstanbul'daki dâhil tüm Prada mağazalarında bulunan kitabın fiyatı 245 lira.
**************
Prada kronolojisi
- 1989: Hazır giyim üretimine başlanıyor.
- 1992: Miu Miu markası piyasaya sürülüyor.
- 1994: Londra'da ilk butik açılıyor.
- 1995: Yılın tasarımcısı ödülünü alıyor.
- 1996: New York'taki SoHo'da ilk Miu Miu mağazası açılıyor. San Francisco, New York ve Paris'te Prada mağazaları açılıyor.
- 1998: Gucci'nin hisseleri satın alınıyor.
- 1998-1999: İç giyim, kozmetik, ev eşyaları ve atletik giyim koleksiyonları tanıtılıyor.
- 1999: Gucci'nin hisseleri LVMH'ye satılıyor ve yerine Helmut Lang, Church ve Jil Sander'ın hisseleri satın alınıyor.
- 1999: Fendi'yi satın almak için LVMH'yle ortak oluyor.
- 2006: Helmut Lang ve Jill Sander hisseleri satılıyor.
- 2007: LG firmasıyla birlikte LG Prada cep telefonu piyasaya sürülüyor.
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|