YENİ hedef EGE SAHİLLERİ

İstanbul’dan sonra güney kıyılarına göz dikti. “Bodrum ve Çeşme’de tatil köyleri yapabiliriz” diyor. Donald Trump ve güzel eşi, tatillerini de Ege’ye taşırsa, magazin gündeminin epey şenleneceği kesin. Trump, Türkiye planlarını
ve hayatını Tempo’ya anlattı.
ELİF KASK
Onlarınki tam bir Amerikan rüyasıydı. Dünyanın, fırsatlar ülkesiyle tanıştığı yıllarda, bir Alman aile yeni dünyaya göç kararı aldı. Trumplar 1885’te şanslarını aramak için yola çıktı. Buldular da. Dedelerinin başlattığı, babasının devraldığı emlakçılık işini, Donald Trump uluslararası bir imparatorluğa dönüştürdü. “Ben her şeyi babamı izleyerek öğrendim. Babam mükemmel bir adamdı. Onun çalışma stili bana örnek oldu, ışık tuttu, yol gösterdi. O olmasaydı, kesinlikle bulunduğum konumda olamazdım.” Peki, babasının izinden giden çocuk, nasıl bir efsane oldu?
Dünya, Donald Trump’la 1975’te tanıştı. 10 milyon dolara, Grand Central Station’a (Büyük Merkez Garı) bitişik harabe halindeki Commodore Oteli’ni epey ucuza satın aldı. O yıllarda New York şehri, kötü yönetim ve toplumsal sorunlar yüzünden iflasın sınırındaydı. Paraya ihtiyacı olan yerel yönetim, Trump’la fazla pazarlık etmedi. Trump, daha sonra projesinin yüzde 50’sini 100 milyon dolara Hyatt Oteller zincirine sattı. 1980 Eylül’ünde açılan Grand Hyatt Oteli çok kısa sürede New York’un belli başlı adresi haline geldi. Trump, bu işten çok kârlı çıktı. 1980’ler önlenemez yükselişine sahne oldu. Ancak 1990’da ibre tersine dönmeye başladı. ABD ekonomisi resesyona (durgunluk) girmişti. En büyük olmak isteyen Trump, çok fazla borçlanmıştı, kredilerini ödeyemiyordu.
Aynı dönem özel hayatında da çalkantılar vardı. Donald Trump’ın, aktris olmaya çalışan Marla Maples’la ilişkisi ortaya çıktı. Çekoslovakyalı kayak şampiyonu eşi Ivana, boşanma davası açtı. Boşanma ona pahalıya patladı. Durumu daha da zorlaştı. Trump çareyi, borçlu olduğu bankalarla özel bir anlaşma yapmakta buldu. Özel masrafları denetlemeye alındı ve o güne kadar milyonları bir kalemde harcayan Trump’a yıllık 350 bin dolar harçlık verildi. Ama kimsenin tahmin etmediği bir şey oldu; bitti denen Trump, 2000’li yıllarda yeniden doğdu. Artık sadece bir iş adamı değil, bir televizyon yıldızıydı. Reality show türünün ilk örneklerinden biri, ‘The Apprentice’ (Çırak) ile rating’leri altüst ediyordu. Şov son derece basitti aslında; bir grup genç iş adamı ve iş kadını adayı, Trump tarafından seçilmek ve yüksek maaşlı bir işe kavuşmak için kıyasıya mücadele ediyordu. Her hafta bir kişi eleniyordu; gidişin işareti Trump’ın hâlâ meşhur olan o cümlesiydi: “You are fired!” (Kovuldun). 2004’te ‘Çırak’ın en popüler olduğu günlerde Donald Trump ile, New York’taki Trump Tower’da bir araya gelmiştik. Aradan geçen beş yılda, güçlü, ilginç birçok devlet ve iş adamıyla röportaj yaptım. Ama hiçbiri, Trump röportajı kadar ilgi görmedi. Yolum bu yıl yine New York’a düştüğünde onunla ikinci bir röportaj yapmayı aklıma koymuştum.
Ege’de Trump otelleri
Onu fazla değişmemiş buldum. Ünlü saçları (yıllardır asla değiştirmiyor), kararlı tavırları, sözünü esirgemez halleriyle, bildiğim Donald Trump karşımdaydı. Peki beş yılda ne değişmişti? “Artık Türkiye’de de varım, yetmez mi?” dedi. Kastettiği Mecidiyeköy’de yükselen kuleleri. Kendisi ise şimdilik buralara gelmeye pek niyetli değil: “Senin de bildiğin gibi tatillerde Palm Beach’teki Mar-a-Lago’ya gitmeyi tercih ediyorum. Florida yerine Türkiye’ye uçmak, uzun zaman alacak, bir de saat farkı var.” Ama yatırım için Türkiye’nin en ünlü tatil beldelerini çoktan listeye almış. “Doğan Holding’le beraber birçok yeni projeye girebilirim. Türkiye’de yatırıma açık, mükemmel fırsatlara dönüştürülebilecek birçok yer var. İstanbul’da bir otel, Bodrum ve Çeşme’de tatil köyleri yapabiliriz. Tüm bu doğal güzellikleri insanların hizmetine, Trump lüksüyle sunmak mükemmeli yakalamak olacaktır.”
Donald Trump, işlerinin İstanbul ayağıyla, daha çok kızı Ivanka’nın ilgileneceğini de hatırlatıyor. Trump’ın beş çocuğu var. Ivanka ve onun iki erkek kardeşi, Donald Jr. ile Eric, ilk eşi Ivana’dan. Diğer kızı Tiffany, Marla Maples’la evliliğinden dünyaya geldi. Ve son eşi Melanie ile de William adlı bir oğulları var. Çocukları da onun izinden gitmekte kararlı görünüyor. Ivanka, Eric ve Donald Jr., Trump şirketlerinin başında ve neredeyse haftanın yedi günü çalışıyorlar. “Peki, hiç itiraz etmezler mi?” “Benim ne kadar çok çalıştığımı gördüler. Başarının oturularak kazanılmadığını, çok çaba ve istikrarlı çalışma neticesinde geldiğini anladılar. Onları, benim işime, ailemizin işine girmeye asla zorlamadım. Çocuklarımın sevdikleri işi yapmalarını istedim. Şansım yaver gitti de, onlar da aile işinde çalışmak istediler. Bu kesinlikle kendi seçimleriydi. Sevdikleri işi yaptıkları için de son derece başarılılar. Onlarla gurur duyuyorum.”
Sakın “İflas ettin” demeyin!
Donald Trump’ın en nefret ettiği şey kendisine “İflas ettiniz” denmesi. ABD’nin en çok izlenen televizyon şovlarından ‘The View’un sunucusu, komedyen Rosie O’Donnell, hayatının hatasını 2007’de, canlı yayında Trump’ın iflas ettiğini söyleyerek yaptı. Donald Trump’ın tepkisi ünlü komedyenin, çok yüksek izlenme oranlarına rağmen işini kaybetmesine neden oldu. Trump ve O’Donnell’ın kavgasının arasında kalan ‘The View’ programının yapımcısı ve ABD’nin en güçlü kadın röportajcısı kabul edilen Barbara Walters, canlı yayında Trump’tan özür diledi ve ünlü iş adamının kesinlikle iflas etmediğini söyledi. Trump’ın Rosie’yi affetmediği, şu an yayında olan ‘Ünlülerle Çırak’ programında ortaya çıktı. Yarışmacılardan Cindy Lauper, O’Donnel hakkında bir iki iyi yorum yapınca, Donald Trump, “Rosie iğrenç kadının tekidir” diyerek canlı yayında öfkesine yenik düştü. Bütün bunları biliyorum ama yine de sözü iflasına getirmeden duramadım. “İniş çıkışlar hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır” diye başladı söze ve neyse ki sinirlenmeden devam etti, “Hele ki, kumarhane işinde çok daha fazla iniş çıkış yaşarsınız. Başarısızlıklarla karşılaşınca da asla vazgeçmedim! İsteklerimi, rüyalarımı gerçekleştirmekten asla vazgeçmedim. Zorluklar beni yıldırmadı.”
“Aşk olmadan olmaz”
Trump, dünyanın en büyük ve en prestijli güzellik yarışması Miss Universe’ün de başındaki isim. “İşadamı olarak güzellik yarışmalarının çok büyük kâr getireceğini gördüm, ama kârlılığın dışında güzel kadınları çok sevdiğimi itiraf etmeliyim, her zaman da çok seveceğim.” Trump, başarılarından, zaferlerinden söz etmeyi seviyor, ya pişmanlıkları, acıları? “Olmaz mı? Annemi, babamı çok özledim. Ağabeyim Fred’i çok özledim. Fred’i, alkolizm yüzünden kaybettiğim için asla içki içmiyorum. Bir yudum bile! Zararlı şeylerden uzak durmayı öğrendim. Ayrıca olumsuz şeyleri çok düşünmemeyi tercih ediyorum. Acılarım olsa da, çok şanslı olduğumun farkındayım ve bunun için de şükrediyorum.”
Liseden başarısız olduğu için atılan, babasının emlak ofisinde ayak işleri yaparken, zirveye giden yolu bulan Trump, gerçekten de şanslı, ama “Bu şansı biraz da ben yarattım” diyor. “Şans insanın kendisine, ‘Ben şanslıyım!’ diyebilmesidir. Kendisini güçlü ve başarılı olarak görmesi, bu şekilde hayal etmesidir. Böylelikle de kendimizi gördüğümüz kişi oluruz. Şanslı, güçlü ve başarılı.” Yanından ayrılmak üzereyken başarı için son formülü söylemeyi de ihmal etmiyor. “Çok sıkı çalışan ama başarılı olamayan tanıdıklarım var. Çünkü, bunların hiçbiri yaptıkları işe âşık değiller. Aşk olmadan olmaz.”
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|