BURALAR BÖYLE KALMAZ!



Boğaz’ın iki yakasındaki Karadenizliler, üçüncü köprüyü bekliyor. Trabzonlu Garipçe ile Rizeli Poyrazköy, ‘çelik asma’nın kaderlerini nasıl şekillendireceğini konuşuyor. Günübirlik turist sayısı şimdiden arttı. Merak edilen ise, 2B arazilerinin yerleşime açılıp açılmayacağı, sit alanlarının kaldırılıp kaldırılmayacağı. Çünkü oteller ve yazlıkçılar bu kararı gözlüyor.

CEMAL SUBAŞI
csubasi@doganburda.com
fotoğraf: MEHMET ÖMÜR

Devasa çam ağaçlarının arasından süzülen güneş ışıkları, sanki gölgelerle sevişiyor. Üzeri ormanlarla kaplı dağlar, yeşilin tüm renklerini cömertçe sergiliyor. Kıvrıla kıvrıla aşağı doğru inen yol her an bir sürpriz sunabilir. Deniz bir görünüyor, bir kayboluyor. İstanbul’un içinde ama İstanbul’a bir o kadar uzak Garipçe ve Poyrazköy, tablo gibi doğası ile karşılıyor; “Galiba cennet burası” dedirtiyor.

İki köy de alımlı ve ürkek. Biraz da sıkıntılı. Yüzyıllardır gizlendikleri küçük dünyalarını kaybetme korkusu yaşıyorlar. Dev ayakları yanı başlarına dikilecek üçüncü köprünün huzurlarını kaçırmasından korkuyorlar. Sessizce, akıllarında ‘acabalı’ sorularla, balık ağlarını tamir ediyorlar.

‘Garip’çe bir köy
Sarıyer’in dokuz köyünden biri olan Garipçe, solunu Cenevizlilerden kalma kaleye, sağını dağlara dayamış. Yarım ayı andıran koyda sıkışmış gibi duran 400 kişilik köy nüfusunun yüzde 80’i Trabzonlu, geri kalanı Rizeli. Sahilde Aydın Balık ve Garipçe Balık restoranları ile kahvenin olduğu üç bina göze çarpıyor. Rumeli Kavağı ile Rumeli Feneri arasında yer alan Garipçe, yedi kilometrelik sahil şeridine sahip. Ama kumsalı sadece birkaç metre uzunluğunda.

Köyün sahiline son model BMW, Range Rover cipler, üstü açık Mercedes otomobillerin biri geliyor, biri gidiyor. Hemen hepsinin sürücüsü 20’li yaşlardaki güzel kızlar ve bakımlı erkekler. Çoğu, köyün yanı başındaki Koç Üniversitesi’nin öğrencileri. Hafta içi olmasına karşın trafik hareketli. Köylüler, “Hafta sonları otomobilleri park edecek yer kalmıyor” diyor.

Sokaklarda köylü kadınlar yok. Nedenini köy kahvesinde anlıyorum. Az önce küçük teknesinde ağlarını tamir eden balıkçı, atleti ve eşofmanıyla kahvede çay molası veriyor. Gazeteci olduğumu öğrenince hemen söze giriyor. Röportaj konusunda deneyimli anlaşılan. “Adımı yazma” dedikten sonra ilk cümlesi, “Burada kızlar açık saçık dolaşamazlar” oluyor. Sonra ikinci uyarısı geliyor: “Köyde içki de içilemez. Zaten kimse satamaz.”

Meydanda sadece bir stant kurulu. Köylü bir kadın, peynir, zeytin satıyor. Fotoğrafını çekmek istediğimizde eliyle yüzünü kapatması, Garipçe’nin muhafazakâr yapısını bir kez daha gösteriyor.

Garipçe Aydın Balık Restoran’ın işletmecisi Recep Serter, “1954 yılında çok soğuk bir kış yaşanmış. Deniz donmuş. Dedem İbrahim Serter, yürüyerek Poyrazköy’e geçmiş. Ben de üçüncü köprüden yürüyerek karşıya geçeceğim” diyor. Serter, köprünün Garipçe’yi olumsuz etkileyeceği görüşüne katılmıyor. Köprü bağlantı yolları sayesinde günübirlik turist sayısının artacağına inanıyor.

“Sit kaldırılmalı”

Garipçe, orman ve tarihi eserler nedeniyle 1995 yılında sit alanı ilan edildi. Tapulu arazi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Köylüler, üçüncü köprü nedeniyle dikkatlerin buraya yönelmesi sonucu, hazine arazilerine kurulu binalarının yıkılmasından korkuyor. Anlattıklarına göre nisan ayı başında köye gelen bir mimar, kalenin yanındaki 12 bina ve kahvenin yıkılacağını, yerine bir müze kurulacağını söylemiş. Konuyu, kahvede başka bir masada çayını karıştırırken söze giren bir Garipçeli detaylandırıyor: “İki yıl önce, şu uyuyan bakan (Dönemin Kültür ve Turizm Batanı Atilla Koç) ile Belediye Başkanı Kadir Topbaş geldi. Kaleyi incelediler. Deniz müzesi kuracaklarmış.” Bu söylentiyi Garipçe Köyü Muhtarı Feridun Berber de doğruluyor. UNESCO’nun desteği ile Kültür Bakanlığı’nın kaleyi restore ettireceğini söyledi. Bu arada yıkılacak 12 binanın sadece ikisi tapulu.

Garipçe gibi Poyrazköy’ün de en büyük derdi, köyleri sit alanında olduğu için bir çivi bile çakamamaları. Feridun Berber gibi Poyrazköy Muhtarı Özcan Bayraktar da, yasağın yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyor: “İnşaat izni olmadığı için genç jenerasyon oturacak ev bulamıyor. Evlenince mecburen buradan ayrılıyorlar. Öğrenci yetersizliğinden okulumuz bile kapanma noktasına geldi. Temel geçim kaynağımız balıkçılık. Ama gençler doğdukları yerde yaşayamadıkları için bu meslek ölüyor. Sit alanının kaldırılması için anayasa değişikliği yapılacağı söyleniyor. İnşallah yapılır.” Bayraktar, konuyu Ankara’da görüştüğü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a da aktarmış. Hatta Erdoğan, balık yasağının kalkacağı 1 Eylül’de Poyrazköy’e gelebileceğini söylemiş. Heyecanla, Başbakan’ı bekliyorlar. “Belki sit alanı için müjde verir” diyorlar.

“Ankaralılar aldı”

Poyrazköy sahilinde üç balık restoranı var. Sahil Balık Restoranı 1 ve 2’nin ortakları Adnan Karagöz ve Muzaffer Mevlüt, muhtarları destekler yönde konuşuyor. Köyün kurulu olduğu bölgede sit alanının kısmen de olsa kaldırılması gerektiğini savunuyorlar. Söylediklerine göre Poyrazköy’de yaklaşık beş bin metrekarelik tapulu arazinin tamamı beş ailenin elinde. “Buralar şimdilik el değiştirmedi” diyorlar ama tekne ustası Selahattin Sarıhan ilginç bir iddiada bulunuyor: “Köprünün buradan geçeceği dört yıl öncesinden biliniyordu. Duyduğumuza göre, köprü güzergâhındaki tapulu arazileri Ankaralı bürokratlar almış.”

Bin 500 nüfusa sahip ve tamamı Rize kökenli olan köylüler, köprü güzergâhında orman katliamı yapılacağına inanmıyor. Balıkçı İsmail Ataman’ın sözleri ise düşündürücü: “Halk devletin işine karışır mı? Devlet uygun görmüş yapıyor. Zaten ormanda aklı başında ağaç yok ki. Kesilsin, ne olacak? Ağır vasıtalar bu köprüden geçecekmiş. İyi ya, İstanbul trafiği rahatlar.”

Her iki köyde de 2B’li orman arazilerinin tespit çalışmalarının sürdüğü ileri sürülüyor. Bu araziler yerleşime açıldığında, oteller ve yazlıkların yapılacağı konuşuluyor. Tablo gibi doğaya sahip Garipçe ve Poyrazköy’ü geç kalmadan görün. Çünkü buralar böyle kalmayacak.


#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  ÖZEL


KORKUSUZ KADININ HİKÂYESİ
Üzerinde, siyah kısa kollu tişört, siyah pantolon, siyah botlar vardı. Yüzü deforme olmuştu. Kaza geçirdiğini düşündüm.
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright Tempo Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul