GÜNEŞ VE BALÇIK



Diri diri toprağa gömülenler, yataklarında katledilen aileler, kurbanlarının bedenine imzasını atan çeteler... Güneşin ülkesi Meksika’da neler oluyor? Suç neden önlenemiyor? Uyuşturucu çeteleri neyi paylaşamıyor? ABD’nin olaylardaki rolü ne?

Begüm Dönmez
begumd@cnnturk.com.tr

Meksika’nın batısındaki Morelia kentinde devriye gezen polis aracı, 18 Şubat 2010 günü yol kenarında terk edilmiş bir araç buldu. İçinde biri kadın, altı ceset vardı. Hepsinin başları bedenlerinden ayrılmış haldeydi. Bedenler araçta örtüye sarılmış, başlar da torba içinde bagaja konulmuştu. Cinayeti işleyenlerin belli ki kendilerini gizlemek gibi bir kaygıları yoktu. Zira, cesetlerin her birine ‘Z’ harfi yazılmıştı. Bu, cinayeti, Meksika’daki uyuşturucu karteli Zeta’nın işlediğini gösteriyordu. Altı kişi, rakip çete üyelerini köprülerden sallandırmasıyla ünlü Zeta ile büyük uyuşturucu karteli La Familia çetesi arasındaki güç savaşının kurbanlarıydı.

Bu ve hatta daha ürkütücü hikâyeler, artık Meksika’nın olağan gündemi sayılıyor. Son beş ayda ülkede en az iki bin kişi öldürüldü. Birkaç aydır yaşananların büyük bölümü de mafyanın intikam operasyonunun parçası. Zira beş ay önce Meksika Özel Harekât Birliği, ‘babaların babası’ olarak bilinen ‘Beltran Leyva Kardeşler’ kartelinin lideri, Arturo Beltran Levya’nın evine ani bir baskın düzenledi. Birkaç yıl içinde ABD’ye 200 ton uyuşturucu sokan Levya öldürüldü. Çatışmada özel kuvvetlerden Çavuş Ensign Angulo Cordova da hayatını kaybetti. 22 yaşındaki genç çavuş, basın ve hükümet tarafından kahraman ilan edildi. Cenazesine ordu komutanları, bakanlar ve sayısız vatandaş katıldı. Çavuşun annesi Irma Cordova, devlet töreninde, oğlunun tabutuna serilen Meksika bayrağını Deniz Kuvvetleri Komutanı’ndan teslim aldı. Uyuşturucu kartelleriyle yıllardır süren operasyonlarda ilk kez bir askerin kimliği açıklandı. Tüm ülkeyi şoke eden saldırı da bu cinayetten saatler sonra gerçekleşti. Oğullarını defnettikten sonra evine dönen aile, gece yarısı uykularındayken saldırıya uğradı. Saldırganlar balyozla girdikleri tek katlı evi kurşun yağmuruna tuttu. 80 merminin isabet ettiği evde o sırada ‘kahraman çavuş’un annesi, iki kız kardeşi, ağabeyi ve teyzesi vardı. Çavuşun ailesinin katledildiği bu intikam saldırısı ile uyuşturucu kartelleri polis ve askerlere tek bir mesaj vermek istiyordu: “Bize dokunursanız sadece sizin değil, ailenizin de peşine düşeriz.”

Diri diri gömüldü
Cancun kentini, Google’da ararsanız, masmavi deniz ve bembeyaz kumsallar çıkar karşınıza. 6 Mayıs 2010 tarihinde bu kusursuz manzaradan çok farklı bir fotoğraf yansıdı kentten. Duyanı, okuyanı dehşete düşüren ‘yaşayan ölü’ haberi Meksika’nın Quequi gazetesinde çıktı. Gazete, Irene Garcia May’in, üç cesetle birlikte diri diri gömüldüğünü, tam 10 gün toprak altında kaldıktan sonra, canlı çıkmayı başardığını yazıyordu. Kadın bir şekilde sahile ulaşmıştı. Güneşlenenlerin yanına geldiğinde korkunç bir haldeydi. 40 gün önce kaçırılan Meksikalı kadın, etrafa korkunç bir koku yayıyordu. Gözünde kurtların yuva yaptığı bir yara vardı. May, Meksika’da bir köy ağasının kızı. Babasının ihtilafa düştüğü mafya üyeleri tarafından kaçırıldı. May hâlâ şokta; hiçbir şey hatırlamıyor ve konuşamıyor.

Cinayetsiz tek gün
Meksika’da çatışmanın en sıcak noktası ABD sınırındaki Ciudad Juarez kenti. Burası ABD ile uyuşturucu ticaretinin en yoğun olduğu yer. 2009 yılında cinayetsiz geçen ‘tek bir gün’ var; 30 Ekim. O gün tüm yerel gazeteler “Dün bir kişi bile ölmedi” manşetiyle çıktı. Ciudad Juarez, dünyanın en fazla cinayet işlenen kentlerinden. Burada, her 100 bin kişiden 191’i öldürülüyor. Şiddetin büyük bölümü, ülkenin en ünlü uyuşturucu baronu ‘El Chapo’ lakaplı Joaquin Guzman liderliğindeki Sinaloa karteli ile kaçakçılık koridorlarını kontrolüne almak isteyen rakipleri arasında yaşanıyor. Cinayet artık, 1.5 milyon nüfuslu kentin yaşam tarzı olmuş. Kent mezarlığının ucu bucağı yok.

Trafik ışıklarında bir tek, kurban arayan katiller etrafına bakınıyor. Suçun başkenti, tam bir kanunsuz bölge. Halk kendi memleketinde esir. Sokağa çıkmaya korkuyor. Polis ve adliye muhabirleri bile namlunun ucunda. Yazılı basın uyuşturucu kartellerinin karıştığı olayları sayfalarına taşıyamıyor. Muhabirler daha haberi yazmaya giderken, uyarılıyor, tehdit ediliyor. Hayatı kartellerce bağışlanmayanların cesedine bir de not iliştiriliyor: “Mesajın herkese gittiğini anlamayanların başına da aynı şey gelecek.”

“Burası bizden sorulur”
Peki uyuşturucu kartellerinin derdi ne? Hesaplaşmanın özü, uyuşturucu iç pazarına egemen olmak ve “Buralar bizden sorulur” imajını korku salarak yerleştirmek. Uyuşturucu işi dev bir sektör. Dünyadaki uyuşturucu pazarının büyüklüğü 322 milyar dolar. Bu pazarın 50 milyar dolarlık kısmını Meksika kontrol ediyor. ABD’ye giren kokainin yüzde 90’ı Meksika’dan geliyor. Meksika’da yaşananlar aslında küresel sistemdeki suç ekonomisinin bir yansıması. Sistem şimdilik uyuşturucu işinin etrafında dönüyor. Ülkedeki şiddet düzeyinin kontrolü, kanlı savaşı yürüten uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütlerinin elinde. Yeni uyuşturucu çeteleri ortaya çıktıkça, uyuşturucu savaşı da evriliyor. Bu sistem içinde zenginliğine zenginlik katmanın peşine düşen kartellerin gözü dönüyor. Bu amaç için işlemeyecekleri suç yok. Uyuşturucu çeteleri ile doğrudan bağlantısı olmayan siviller, güvenlik güçleri ve gazeteciler hedef alınsa da, aslında kartellerin derdi birbiriyle. Hükümet ve onun güvenlik unsurları kanlı savaşın odak noktası değil. Ancak başta Ciudad Juarez ve Tijuana kentleri olmak üzere, ülke geneline yayılan bu suç terörünün tırmanmasında, hükümetin attığı adımların rolü var.

Hükümet ne yapıyor?
Şiddetin zirve yaptığı dönemin, 2006’da iktidara gelen Felipe Calderon hükümetinin uyuşturucu çetelerine yönelik operasyon başlattığı zamana denk gelmesi tesadüf değil. 2006 sonu, 2007 başında başlatılan uyuşturucu ticareti ile mücadele programı kapsamında, binlerce asker çeşitli bölgelere yerleştirildi. Ciudad Juarez’i ziyaret eden Calderon, “Bu kanunsuz bölgeyi yeniden hukuk çizgisine çekeceğiz” dedi; ancak tablo daha da kötüleşti. Üstelik, operasyonlar başladığından beri uyuşturucu trafiğinde de artış var. Güvenlik güçleri uyuşturucu kartellerine odaklandığı için diğer organize suç çeteleri, meydanı boş buluyor. Askerlerin olağanüstü yetkilerle donatılması da, anayasa ve insan hakları ihlallerini artırıyor. Kamuoyunda genel kanı, sayısı artan askerlerin karteller için değil, sivillerin hayatı için tehdit oluşturduğu yönünde.

Uyuşturucu çetelerinin en önemli güzergâhı ABD’nin ne yaptığına gelince... Obama yönetimi 2011 bütçesinden Meksika’nın uyuşturucu savaşı için ek 310 milyon dolar ödenek ayırdı. Bush döneminde başlayan ve Obama ile sürdürülen 1.4 milyar dolar tutarındaki yardım, Meksika silahlı kuvvetlerinin ve polis teşkilatının ilgili birimlerine aktarılıyor. Ancak yardım, Amerika’dan gelen uyuşturucu talebini sınırlamaya, uyuşturucu bağımlılığının artışının önlenmesi ya da organize uyuşturucu ticaretinin finansal desteğinin kırılmasına yönelik bir amaç taşımıyor. Bu nedenle Amerika’nın, kendi pazar talebini sınırlamaya ve sınırdaki kaçakçılığı önlemeye yönelik herhangi bir şey yapmaması, sorunun temel kaynaklarından biri olarak görülüyor. Meksika yönetimi de bunu en yetkili ağızdan dile getirdi. Cumhurbaşkanı Felipe Calderon, ABD’yi, çete kavgalarını bitirmek için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemekle itham ediyor. Hatta ortada çarpıcı bir iddia var: O da kanlı çete savaşlarında kullanılan silahların ABD’den geldiği... 2006’dan bu yana 18 bin kişinin öldüğü, suç terörünün sonu nasıl gelecek, ya da gelecek mi? Bir yanda, iç pazarı elinde tutmak isteyen uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütleri, diğer yanda da halkın desteğini almak şöyle dursun, tepkisini çeken Meksika güvenlik birimleri. Cinayetler ülkesinde asıl hedef, sınırdaki kaçakçılığın önünün kesilmesi. Güvenlik uzmanlarına göre de, bu radikal adım atılmadıkça, suç kartellerinin yarattığı terör, günlük yaşamın parçası olmayı sürdürecek, uyuşturucu tacirleri için en güvenli geçiş noktalarında yapılan ‘brokoli sevkiyatı’ndan ‘kokain’ çıkmaya devam edecek. Zümrüt kaplı silahları ve zırhlı Hummer cipleriyle uyuşturucu kartellerinin saçtığı dehşetle, Meksika’da uçsuz bucaksız mezarlıkların sayısı daha da artacak.


#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright TempoRSS Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul