Carlo Bernardini


Diğer Yazıları

HAYATI TÜKETMEYİN

Büyük balık küçük balığı yer. Biliyoruz. Ama ya balıkların hepsi tükenirse? İnsanoğlu doğadaki en büyük balık rolüne soyunduğundan beri, ‘doğa’ dengesini koruyamaz oldu. Ama çözümü yine o sunuyor, bizi kendisiyle daha fazla birlikte olmaya, daha yeşil bir hayata davet ediyor.

Carlo Bernardini

info@carlobernardini.com

Geçenlerde, 1992’de Rio de Janeiro’da dünya liderlerinin katıldığı Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda imzalanan ‘Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni hatırladım ve bunun üzerine çalışmaya başladım. Bir dünya sorunu olan ‘biyolojik çeşitliliğin korunması’ ile ilgili hedefler, biyolojik çeşitliliğin birleşenlerinin kullanımının devamının sağlanması ve genetik kaynakların ticaretinden ve kullanımından doğacak faydalarla ilgiliydi.

Belli başlı çevresel konuları hedef alan sözleşme, bütün ekosistemleri, canlı türlerini ve genetik kaynakları kapsıyordu. Bilmeyenler için söylüyorum, bundan 18 yıl önce Brezilya’da yapılan bu konferansta 2010 yılının ‘Biyolojik Çeşitlilik Yılı’ olacağı söylenmişti. Toplantı dünyadaki biyolojik kalıpların ne kadar muazzam olduğunu ve bizim bu konuda yapmamız gerekenleri anlatmakla başladı.

Çeşitlilik, bugünlerde çok hayati bir konu; insanlar, bitkiler, hayvanlar, böcekler, kuşlar gibi kategorilere ayrılan canlıların milyonlarca yıldır bir parçası. Birbirleriyle hava, toprak ve su yoluyla etkileşim kuran bu türlerin oluşturdukları ekosistemler, gündelik yaşamımızı büyük ölçüde etkiliyor. Bir ekosistem dengedeyse, bu dengeyi korumak için ekosistemin bütün türlerinin kendi görevlerini layıkıyla yaptıklarını söylemek mümkün. Ekosistemlerle ilgili bilimsel çalışmalar, biyolojik çeşitliliği yüksek olan ekosistemlerin dengesini daha kolay sağladığını ve dengenin herhangi bir nedenle bozulması durumunda, eski haline daha kolay geleceğini gösteriyor.

Zengin biyolojik çeşitliliğe sahip sistemlerin ormanlık ve sulak arazilerde suyu tutma kapasiteleri yüksektir. Denizlerde, balıkların doğal üremelerine imkân veren koşullar daha elverişlidir.

Doğayı tercih edin

Etrafımızdaki bitkiler ve hayvanlar dışında, yaşamımızı kolaylaştıran milyonlarca organizma var. Çoğu gözle görünmez olan bu organizmalar, solunum ve yeme içme yoluyla vücudumuza giriyor. Ne yazık ki, biz insanlar, canlı türlerinin ve ekosistemlerin hayatımızdaki rolünü anlamakta geç kalıyoruz.

Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen Biyolojik Çeşitlilik Anlaşmasi’nın ortaya koyduğu çalışmalar gösteriyor ki, dünyanın hemen her yerinde insanlar, biyolojik çeşitliliğin anormal ölçülerde düşmesine ve birçok üretken ekosistemin fonksiyonlarını yavaş yavaş kaybetmesine neden oluyor.

Üstelik biyolojik çeşitliliğin kaybı, nesli tükenmekte olan pandaların, yunusların, beyaz kaplanların ya da kırmızı ton balıklarınınkinden çok daha tehlikeli. Biyolojik çeşitliliğinin karşısında duran en tehlikeli tehditler yine insanoğlundan geliyor. Yol ve altyapı çalışmaları, arazilerin düzleşmesi için yapılan çalışmalar, fabrikaların neden olduğu kirlenme, istismar ve buna benzer birçok çevre felaketi, gerek biz, gerekse bizden sonraki nesiller için, telafisi gün geçtikçe daha da zorlaşan sorunlara neden oluyor.

Buna en güzel örnek, geçen iki yıl boyunca artan yiyecek talebini karşılamak için balıkçılığın anormal boyutlara ulaşması; yenebilir balık stoklarının dörtte üçü tükendi, avlanan balıkların yüzde 80-90’ı, ya çok küçük, ya da istenen türde olmadığı için çöpe atıldı.

Balıkçılıkta, tutulan balığın büyüklüğü önemlidir. Dişi bir balığın büyüklüğü, ürettiği yumurtaların sayılarıyla doğru orantılı. Örneğin diğer balıklardan dört kat büyük bir dişi balık, diğerlerine göre 64 kat daha fazla yumurta üretiyor.

Yunanistan kadar orman

Bir diğer önemli konu da çiftçilikle ilgili; çünkü çiftçilik kadar gezegenin yapısını değiştiren başka bir aktivite yok. Hali hazırda dünya yüzeyinin dörtte biri, ekili durumda. Bu da yine, artan dünya nüfusunun neden olduğu yiyecek talebindeki ve et tüketimindeki artıştan kaynaklanıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yürüttüğü araştırmalar, soya fasulyesi, bezelye ve buğdaydan üretilen, görüntüsü ve tadı ete benzeyen besinlerin laboratuvar ortamında üretimiyle ilgili çalışmaların giderek arttığını gösteriyor. Et talebindeki artış, hayvanların maruz kaldığı kötü muamele ve etten geçen hastalıklarda görülen artış, suni et üretiminin giderek yaygınlaşmasına neden olan etkenler olarak sıralanabilir.

Her yıl, Yunanistan ya da Nikaragua’nın yüzölçümüne denk gelen 13 milyon hektarlık orman arazisi yok ediliyor. Buna karşın, Türkiye’de daha fazla olmasını arzuladığım birçok çevre örgütünün katkılarıyla çiftçiler, doğaya minimum zarar vermek için ellerinden geleni yapıyor. Son zamanlarda organik tekniklerle üretilen ürünlere talep de giderek artıyor.

Habitat kaybını önlemek ve daha ferah bir dünyada yaşamak elimizde. Biz doğanın bir parçasıyız ve doğanın kaderi biyolojik çeşitliliğin ellerinde. Ve biz biyolojik çeşitlilik olmadan yaşayamayız. Lütfen bu konuya önem verin ve düşünün!

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright TempoRSS Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul